Çarşamba, Şubat 25, 2009

La femme qui marche

Yaşlı Pomak kadını, şehrin en eski kumaş dükkanının önünde dikiliyor, elinde pazar çantası. Üzerindeki şalvarın kırmızı ağırlıklı, kalabalık çiçekli deseni kumaşçının vitrinindeki kumaş toplarından birisininki ile aynı. Kumaşçının önündeki taş kaldırımın orta yerinde bir tulumba var. Yağmur yağıyor.

Mavi boyası solmuş, tek katlı ev. Dik yokuşun sonuna doğru. Yanında duvarları fayans kaplı, inşaatı yeni bitmiş, gecekondumsu bir apartman var. Eskiden küçük evin arka bahçesi olduğu anlaşılan yer şimdi apartmanın otoparkı. Evin kapısının önünde bir çift eski ayakkabı. Belli ki birisi bu dünyayı terk etmiş, ayakkabıları da.

Ağaçların uykulu bir perde gibi örttüğü ilkokul bahçesi. Pazar günü, kimsecikler yok. Okul, şehirdeki, her evinin önünde bir zeytin ağacı dikili olan son mahallede. Rüzgar. Hışırdayan söğütler.

Okulun karşısındaki kıraathane. Kesif sigara dumanı sokağa kadar yayılmış. Kıraathanenin yanındaki boş arsada, sararmış otların üzerinde, terk edilmiş, hurda bir kamyonet. Bulutlar kül rengi.